anoreksiya tedavisi
anoreksiya tedavisi

Anoreksiya nevroza Tedavi Yöntemleri

Anoreksiya tedavisinde genellikle konuşma terapisi ve denetimli kilo alımı birlikte devam ettirilir. Ciddi yan etki riskini azaltmak için tedaviye mümkün olduğunca erken başlamak önemlidir. Aşırı kilo kaybı gerçekleşmiş ise erken tedavi daha da önem kazanır.

Yetişkinler için tedavi

Anoreksiya tedavisinde birkaç farklı konuşma terapisi uygulanmaktadır. Bu tedavilerin amacı, kişinin yeme bozukluklarının nedenlerini anlamasına ve yemek konusunda daha rahat hissetmesine yardımcı olmak ve böylece daha fazla yemeye başlayıp sağlıklı bir kiloya ulaşmasıdır. Aşağıdaki konuşma terapisi türlerinden herhangi biri kişiye sunulabilir. Kişi kendisi için en uygun olan tedavi yöntemini doktoruyla konuşarak belirler.

Bilişsel Davranışçı Terapi

Hastaya Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanacaksa, genellikle 40 haftaya kadar (9 ila 10 ay) haftalık seanslar ve ilk ay haftada 2 seans içerecektir. Bilişsel Davranışçı Terapi, kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturmak için sizinle birlikte çalışacak bir terapistle konuşmayı içerir.

Size şu konularda yardımcı olacaklar;

 Duyguları ile ​​başa çıkmak,

 Beslenmeyi ve açlığın etkilerini anlamak,

 Sağlıklı yemek seçimleri yapmak.  Hastanın bu teknikleri kendi başına uygulaması, ilerlemenin gözlemlenmesi ve yeni yeme alışkanlıklarına bağlı kalması beklenir. Zor duyguları ve durumları yönetmenin yollarını gösterilir.

Maudsley yetişkin anoreksiya nervoza tedavisi (MYANT)

MYANT, hastanın yeme bozukluğuna neyin sebep olduğunu anlamak için uygulanan terapi yöntemidir. Hsata için neyin önemli olduğuna odaklanır ve hazır olduğunda kişinin davranışını değiştirmesine yardımcı olur. Eğer yararı olacaksa hasta aile birlikte seanslara katılabilir. Kişiye 20 seans teklif edilmelidir. İlk 10 haftalık olmalı ve sonraki 10 tanesi kişiye uyacak şekilde planlanmalıdır.

Uzman tarafından yürütülen destekleyici klinik yönetim (UDKY)

UDKY, yeme bozukluğuna sebep olan durumun hasta tarafından anlaşılmasına yardımcı olacak terapi yöntemidir. Beslenme ve yeme alışkanlıklarının anoreksiya üzerine nasıl etki ettiği anlatılır. Haftalık 20 veya daha fazla seans önerilmelidir. Terapist hastaya hedef kilo belirleyecek ve 20 hafta boyunca ona ulaşmasına yardımcı olacaktır.

Fokal psikodinamik terapi

Fokal psikodinamik terapi genellikle yukarıdaki tedavilerin işe yaramadığı durumlarda önerilir. Fokal psikodinamik terapi, yeme alışkanlıklarınızın ne düşündüğünüzle ve kendiniz ve hayatınızdaki diğer insanlar hakkında nasıl hissettiğinizle nasıl ilişkili olduğunu anlamaya çalışmayı içermektedir. 40 haftaya kadar (9 ila 10 ay) haftalık seanslar önerilir.

Diyet tavsiyesi

 Tedavi sırasında hastaya muhtemelen sağlıklı beslenme ve diyet hakkında tavsiyeler verilecektir. Bununla birlikte, bu tavsiye tek başına anoreksiyadan kurtulmaya yetmeyecektir, bu nedenle konuşma terapisi ve diyet tavsiyesi alınması gerekecektir. Doktor muhtemelen hastaya vitamin ve mineral takviyeleri almasın tavsiye edecek, böylece iyileşmek için gerekli tüm besinler alınacaktır.

Çocuklar ve gençler için tedavi

 Çocuklara ve gençlere genellikle aile terapisi sunulur. Ayrıca size Bilişsel Davranışçı Terapi veya ergen odaklı psikoterapi önerilebilir. Bilişsel Davranışçı Terapi, yetişkinlere sunulan Bilişsel Davranışçı Terapi’ ye çok benzer olacaktır.

Aile Terapisi

 Aile terapisi, hastanın ve ailesinin bir terapistle konuşmasını, hastalığın kişiyi nasıl etkilediğini ve ailenin iyileşme sürecinde hastaya nasıl destek olabileceğini anlatır. Terapist ayrıca, tedavi sona erdiğinde sağlıksız yeme alışkanlıklarına geri dönmenin engellenmesi zor duyguları ve durumları yönetmenin yollarını bulunması gibi durumlara yardımcı olmaktadır. Seanslar aile ile birlikte veya terapistle birebir yapılabilir. Aile terapisi bazen diğer ailelerle birlikte bir grupta sunulur. Genellikle bir yılda 18 ila 20 seans önerilir ve terapist iyileşme sürecinin takibi yapar.

aile terapisi
Anoreksiya aile terapisi

Ergen odaklı psikoterapi

Ergen odaklı psikoterapi normalde 12 ila 18 ay sürer fakat 40 seansa kadar uzayabilir. Hastaya destek olmak vermek için başlangıçta seanslar daha sık uygulanır.

Terapist hastaya şu konularda yardımcı olacaktır;

Kilo alma konusundaki korkularla başa çıkma,

Sağlıklı olmak için yapılması gerekenleri anlama,

Yetersiz beslenmesinin etkisini anlama,

Hastalığa neden olan şeyi ve nasıl düzeltileceğini anlama.

Terapi bireysel veya aile ile birlikte alınabilir.

Diyet tavsiyesi

 Anoreksiya, vücudun düzgün bir şekilde büyümesi ve gelişmesi için ihtiyaç duyulan tüm vitamin ve enerjinin alınmasını engeller, bu özellikle ergenlik dönemindeki hastalar için önemlidir. Tedaviniz sırasında, doktor sağlıklı kalmak için en iyi yiyecekler hakkında kişiye tavsiyelerde bulunacaktır. Muhtemelen vitamin ve mineral takviyeleri alınmasını da tavsiye edecektir. Ayrıca, hastayı evde de destekleyebilmek için aile bireyleri de diyet hakkında bilgilendirilecektir.

Kemik sağlığı

 Anoreksi kemiklerinizi zayıflatabilir ve bu da sizi osteoporoz denen bir durum geliştirme olasılığınızı artırabilir. Bu, kilonuz çocuklarda ve gençlerde bir yıl veya daha uzun süre veya yetişkinlerde 2 yıl veya daha uzun süre düşükse daha olasıdır. Bu nedenle doktorlar, kemiklerinizin sağlığını kontrol etmek için kemik yoğunluğu taraması yaptırmanızı önerebilir. Kızlar ve kadınlar, erkeklere göre zayıf kemiklere yakalanma riski altındadır, bu nedenle doktorunuz kemiklerinizi osteoporoza karşı korumaya yardımcı olmak için size ilaç yazabilir.

İlaç

Anoreksiyanın tek tedavisi olarak antidepresanlar önerilmemelidir. Ancak size önerilen bir antidepresan, tedavi ile birlikte, aşağıdaki gibi diğer durumları yönetmenize yardımcı olması için önerilebilir;

Kaygı

Depresyon

Sosyal fobi

Antidepresanlar, 18 yaşın altındaki çocuklara veya gençlere çok nadiren reçete edilir.

Tedavi nerede olacak

Anoreksiyalı çoğu insan, tedavisi sırasında evde kalabilecektir. Genellikle kliniğinizde randevu alırsınız ve sonra eve gidebilirsiniz. Ancak ciddi sağlık komplikasyonlarınız varsa hastaneye yatırılabilirsiniz. Örneğin, eğer;

Çok zayıfsın ve hala kilo veriyorsun

Çok hastasın ve hayatın risk altında

18 yaşın altındasın ve doktorların evde yeterli desteğin olmadığına inanıyor

Doktorlar kendinize zarar verebileceğinizden veya intihar riskiyle karşı karşıya olabileceğinizden endişe duyuyorlar

Hastanede tedavi görüyorsanız, doktorlarınız kilonuza ve sağlığınıza dikkat edecektir. Yavaş yavaş sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza ve herhangi bir tedaviyi başlatmanıza veya devam ettirmenize yardımcı olurlar. Kilonuzdan ve fiziksel ve zihinsel sağlığınızdan memnun olduklarında, eve dönebilmelisiniz.

Zorunlu tedavi

 Bazen, anoreksiyalı bir kişi, ciddi şekilde hasta olmasına ve yaşamları risk altında olmasına rağmen tedaviyi reddedebilir. Bu durumlarda, doktorlar, son çare olarak, Kişiyi Ruh Sağlığı Yasası uyarınca zorunlu tedavi için hastaneye yatırmaya karar verebilir. Bu bazen “bölümleme” veya “bölümlere ayrılma” olarak bilinir.

Kontroller

 Tedaviniz bittikten sonra sürekli destek almanız önemlidir. Yılda en az bir kez kilonuzun yanı sıra zihinsel ve fiziksel sağlığınızı kontrol etmelisiniz. Bu genellikle doktorunuz tarafından yapılacaktır, ancak bir yeme bozukluğu uzmanıyla olabilir.

anoreksiya genetik mi
anoreksiya genetik mi

Anoreksiya genetik mi ?

Anoreksiya genetik mi ?

Bir çok kişinin daha öne hiç duymadığı bir yeme bozukluğu olan Anoreksiya nervoza bedene çok ağır hasar veriyor. Bu rahatsızlığa yakalanan kişiler çok şişman olduklarını düşünüyorlar ve zayıflamak için bedenlerini aç bırakıyorlar. North Carolina Üniversitesinden psikiyatri doktoru Cynthia Bulik bu sağlık probleminin bedene çok büyük bir yük getirdiğini söylüyor ve “çoğu beden buna karşı çıkıyor” diyor. Doktor Bulik ve ekibi anoreksiya ve diğer psikolojik problemler arasında bir bağlantı varlığını tespit etmek için bir gen analizi gerçekleştirdiler. Anorexia geçmişten yakın zamana kadar ekonomik durumu yüksek olan ailelerin genç kızları arasında görülen bir “şımarıklık hastalığı” olarak nitelendirildi. Fakat bu rahatsızlık daha fazla erkek ve kadında tespit edilmeye başlandıkça, hastalığın her kesimden insanda olabileceği ortaya çıktı.

Anoreksiyanın ilacı

Psikolojik hastalıkların arasında Dünya’da en çok ölüm anoreksiya sebebi ile gerçekleşiyor. Bu hastalığa yakalananların ortalama yüzde 70 ‘i hayatını kaybediyor. Anorexia hastalarının vücut kütle endeksi tek haneli rakamlara kadar iniyor. Normal bir insan için BMI 18-24 arasında olması gerekir. Böyle korkutucu bir düşüş beraberinde mide-bağırsak problemleri ve diğer hastalıklara davetiye çıkartıyor. Anoreksiyanın ilacı yok. Tedavi için genelde terapi ve zorla besleme yöntemleri uygulanıyor. Yeni bir araştırma bu hastalığın nasıl ortaya çıktığını, hastaların neden bir anda bu kadar çok kilo kaybettiğini ve neden geri alamadığını bize anlatabilir. Anorexia nervoza üzerinde çalışan Psychiatric Genomics Consortium genom tabanlı bir çalışma olan GWAS’ı kullanarak anoreksiya ve belli bazı genler arasındaki ilişkiyi araştırdı. Ekip Avrupa kökenli 17.000 anorexia hastası ile aynı kökenden gelen ve bu hastalığa yakalanmamış 55.000 kişiyi karşılaştırdı. Genomda bu hastalıkla ilişkisi olabilecek sekiz nokta bulundu. Bu noktalardan bazılarının depresyon ve anksiyete sorunları ile bağlantılı olduğu biliniyordu. Anorexia ile en fazla örtüşen genler ise obsesif kompulsif bozuklukla ilgili genler. Araştırmacıların bulduğu bağlantılar arasında yüksek BMI ve Tip 2 diyabet hastalığı ile ilgili genler de bulunuyor.

Anoreksiyanın semptomları

Bu metabolik bulgular anorexia da ilginç bazı semptomlarını da açıklayacak gibi görünüyor. Örneğin, bu hastaların bazılar çok aktif oluyorlar ve zaten hasar görmüş olan bedenlerini egzersiz yaparak daha da fazla yoruyorlar. Tedavi esnasında bedenleri garip tepkiler de verebiliyor. Hastaneye yatırılmış olan hastaların bazıları sağlıklı bir BMI seviyesine erişebilmesi için günde 6.000 kaloriye (normal bir insanın üç katı) ihtiyaç duyabiliyor. Doktor Bulik anoreksiya hastaların bazılarının taburcu olduktan hemen sonra tekrar kilo kaybetmeye başladığının da altını çiziyor. Doktor Bulik bu araştırmanın sadece anorexianın altında yatan genetik sırları değil, bu hastalığın diğer hastalıklarla olan bağlantısını da çözeceğine inanıyor. “Çok uzun zamandır anne-babalar ve hastalar bu hastalığın dışarıdan görüldüğünden çok daha karmaşık olduğunu, işin sadece yemek yememek olmadığını söylüyorlardı” diyor.

anoreksiya genetik mi
anoreksiya genetik mi

Iowa Üniversitesi Tıp Fakültesi nin yaptığı araştırmada yeme bozuklukları ve nervoza ve bulimianın yüzde 70 gibi bir oranda genetik kaynaklı olabileceği kanısına varıldı. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde belirgin bir gen mutasyonunun bu hayvanlarda tıpkı insanlardaki gibi anoreksiya hastalığına yol açtığı tanısına varıldı. Doktorlar yaptıkları araştırmalarda özellikle iki gendeki mutasyon değişimlerinin insanın yeme alışkanlıklarını belirlediğini tespit etti. Özellikle ESRRA genindeki protein düzeyinin bu gen mutasyonuyla değişmesi hastalığı ortaya çıkarıyor. Iowa Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları çalışmalarının ikinci seviyesinde anoreksiya riskinin belirlenen gen mutasyonuna müdahale edilerek nasıl ortadan kaldırılabileceği konusuna yoğunlaşacak.

Anoreksiya tedavi yöntemi
Anoreksiya tedavisi

Anoreksiya Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

Anoreksiya Tedavi Yöntemleri

Anoreksiya Tedavi Yöntemleri, Anoreksiya hastalığı daha çok kadınlarda görülen bir rahatsızlıktır. Hastalığın temel sebebi bireylerin normal kilolarının dahi altında bir kiloya sahip olmak istemeleridir. İnsanların sahip olmaları ger

Anoreksiya Tedavi Yöntemleri
Anoreksiya tedavisi

eken ideal kilonun hesaplanması için birtakım kriterler bulunmakta ve bu kriterler doğrultusunda sağlıklı bireylerin olması gereken kilo aralığı bulunabilmektedir. Anoreksiya hastaları ise sahip olmaları gereken ideal kilo miktarının oldukça altında bir kiloya sahip olan insanlardır.

Sürekli diyet yapmak bu rahatsızlığın başlıca sebepleri arasında gösterilebilir. Özellikle fiziğine dikkat etmesi gereken mankenlik ya da oyunculuk gibi meslekler ile uğraşan kadınlarda bu hastalık daha sık görülebilir. Diyet yapmak sağlıklı yaşayabilmek ve daha güzel bir vücuda sahip olabilmek için oldukça önemlidir. Ancak diyet yapmak için de aşırıya kaçılması insanların sağlığını direkt olarak olumsuz etkileyecek ve anoreksiya gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına yol açacaktır.

Anoreksiya hastalığı daha çok 12 ila 20 yaş arası genç kızlarda görülmeye başlayan bir rahatsızlıktır. Ortalamanın bu yaş aralığında bulunmasına rağmen daha ileri yaşlarda da bu rahatsızlık görülebilir. Toplumda genel görülme oranı % 1-2 arasında olan bu rahatsızlık yalnızca zayıf kalmanıza yol açmaz. Zayıflığın getirileri ile birlikte ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir hastalıktır. Vücut sağlıklı bir şekilde metabolizma faaliyetlerini yerine getirebilmek için birtakım besin maddelerine ihtiyaç duymaktadır. Tüketilmesi gereken miktardan daha az bir besin tüketimi söz konusu olur ise vücut yeterli vitamin, mineral ve diğer besinleri elde edemeyecek bu durumda da metabolizma faaliyetlerinin tamamen durması ya da ertelenmesi durumu görülebilecektir.

Anoreksiya Tedavi Yöntemleri, Sahip olduğu kritik önemden ötürü Anoreksiya hastalarının tedaviye başlamaları oldukça büyük bir önem arz eder. Anoreksiya tedavisi ise genellikle bireyler tarafından doktora gidilerek başlanan bir tedavi değildir. Genellikle bu rahatsızlığa sahip olan bireyleri farklı branşlarda bulunan hekimler psikologlara yönlendirerek tedaviye başlamalarını sağlamaktadır. Psikologlar ise hastalığın ilerleme aşamasına göre farklı anoreksiya beslenme programı oluşturmakta ve bireylerin bu programa uymasını sağlayarak hastalığın tedavisini gerçekleştirmeye çalışır.

Anoreksiya Sebeplerinden Yemek Bozuklukları Ve Hastalığın Tedavisi

Anoreksiya hastalığının en büyük sebeplerinden bir tanesi de yemek bozuklukları olarak karşımıza çıkar. Bireyler yeterli miktarda beslenmez ve bu sebep ile vücut sürekli olarak yağ ya da proteinleri yakarak zayıflamaya başlar. Bu durum da insanlarda anoreksiya ismi verilen rahatsızlık görülmeye başlanır. Hastalığın tedavisi için ise birtakım farklı metotlar izlenmektedir. Hastalığın sebebi metot seçiminde büyük bir önem taşır. Çoğu anoreksiya hastası psikolojik sebeplerden ötürü bu hastalığa sahip kişilerdir.

Anoreksiya beslenme programı hastalığın tedavisinde şüphesiz en önemli noktayı teşkil eder. Hastalık sahipleri düzenli bir şekilde beslenme programlarına sokularak ve bu programa uymaları sağlanarak zaman içerisinde bu hastalığı yenebilmekte ve yeniden sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam edebilmektedir.

Anoreksiya Belirtileri Ve Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

Anoreksiya hastalığının teşhis edilebilmesi için dikkat edilmesi gereken birçok belirti bulunmaktadır. Kişiler bu belirtilerin kendilerinde olup olmadığını belirleyerek hastalığın ilerleyişinin farkına varabilir ve vakit kaybetmeden tedaviye başlama yolunu seçebilirler. Anoreksiya hastalığının birtakım belirtileri şöyledir;

  • Düzensiz kalp ritmi
  • Aşırı yorgunluk hissi
  • Kilo kaybı
  • Kansızlık
  • Kemik erimesi
  • Kabızlık

Anoreksiya belirtileri ve tedavisi özellikle manken ya da oyunculuk yapan kadınları dikkatle takip etmeleri gereken konuların başında gelir. Hastalık daha çok bu bireylerde ortaya çıkmaktadır. Sürekli zayıf kalmak durumunda kalan oyuncu ve mankenler farkında olmadan bu hastalığa yakalanabilmektedir. BU gibi durumlarda psikologlar ile irtibat halinde kalarak yapılacak yemek programları sayesinde hastalık başarılı bir şekilde atlatılabilecektir.

anoreksiya belirtileri
anoreksiya nervoza nedir

Anoreksiya Nervoza nedir

Anoreksiya Nervoza nedir

Anoreksiya (anorexia) Yunanca kökenli bir kelimedir.”An”; yokluk veya ihtiyaç, “orexia”; ise iştah anlamına gelmekte, iki kelime birleştiğinde iştah kaybı; manasını ifade etmektedir. DSM-5 ile bir önceki sürümü olan DSM-IV kıyaslandığında bu hastalık açısından önemli farkların ortaya çıkmadığı görülmektedir. Aslında bu veri, hastalık konusunda anlaşmazlıkların büyük ölçüde sona erdiğini, hastalığın çerçevesinin tam olarak oluşturulduğunu göstermektedir. AN, 1980 de yayınlanan DSM III te ayrı bir hastalık olarak liste ye girerken, tıkanırcasına yeme ve çıkarma hastalığı olan bulimiyadan AN nin bir belirtisi olarak bahsediliyordu. Fakat 1984 te çıkan DSM III-R de bulimiya, anoreksiyadan bağımsız bir hastalık olarak tanımlandı.

Anoreksiya Nervoza
Anoreksiya Nervoza

Amerikan Anoreksiya Nervoza Derneği, AN yi psikolojik ve fizyolojik yönleri olan, kişinin kendisini gönüllü olarak açlığa vermesi şeklindeki ciddi bir hastalık olarak tanımlamaktadır. Her ne kadar bazı anorektikler (AN hastaları), bunun bir hastalık değil tercih olduğunu ileri sürse de buna hastalık dışında rahatsızlık, bozukluk ve sendrom da denmektedir. DSM-5 te AN nin belirgin bir biçimde düşük beden ağırlığına (bir insan için beklenebilen en düşük ağırlığında altın düşmeye) yol açan; kişinin kilo almaktan ya da şişmanlamaktan korkmasıyla, belirgin şekilde düşük kiloda olmasına rağmen kilo alımını güçleştiren davranışlarda bulunmasıyla, vücudunu ve kilosunu bozuk algılamasıyla, vücut ağırlığına ve biçimine yersiz önem yüklemesiyle karakterize bir hastalık olarak değerlendirilmektedir.

Anorektiklerin kimin hiç iştahı olmadığı için, kimi de iştahı olduğu ve açlık hissettiği halde yemez. Ayırıcı özellik, yememenin miktarının kişinin hayatını tehlikeye atacak boyuta ulaşmış olmasıdır. AN nin iki alt türü bulunmaktadır. Birincisi kısıtlayıcı tür denilen son üç ay içerisinde yineleyen tıkınırcasına yeme ve çıkarma (kendini kusturma), idrar söktürücü kullanma, lavman yapma gibi dönemlerin bulunmadığı anoreksiya tipidir. Bunda daha çok diyet yaparak, neredeyse hiç yemeyerek ve/ya aşırı spor yaparak kilo kaybedilir. İkincisi ise tıkınırcasına yeme-çıkarma alt türüdür. Bu türde ise son üç ayda yineleyen tıkınırcasına yeme ya da çıkarma (müshil, lavman, kusturma vs. ile) meydana gelir. Her iki alt tipte de belirgin şekilde kilo kaybı olmalıdır. Kilonun sınır değerlerin altına düşmesi hastalığı BN den ayıran temel özelliktir. Hastalığın ilk beş yılından itibaren kısıtlı tiplerde tıkınırcasına yiyip kendini kusturma başlayabilir ve böylelikle kişi ikinci tipe geçiş yapabilir.

Uluslararası ölçekte en yaygın olarak kullanılan bir başka tanı kitabı olan ICD-10 da ise, yine yeme bozuklukları kategorisine dâhil edilen AN için 2 temel yeme bozukluğu türünden biri olduğu (diğeri BN) ifade edilmektedir. Bu kitapta AN, hasta tarafından istemli olarak başlatılan ve/ya sürdürülen kilo kaybı ile karakterize bir hastalıktır. AN de A, B ve C ölçütleri bulunmaktadır. A ölçüt aşırı kilo kaybı, Ölçütü kilo almaktan aşın korkma, Ölçütü ise vücut ağırlığı ve biçimiyle ilgili algı bozukluğudur. Bazı hastalar A, B ve C ölçütlerini karşılarken bir dönem sonra A yı karşılamayıp B ve C yi karşılayabilir, ancak yine de AN hastası olarak değerlendirilir. Anoreksiya tanısı koyma konusunda bazı sıkıntılar vardır. Çünkü her anorektik aynı kıstasları tutturamaz. Bu nedenle vakaların %60 kadarına başka türlü açıklanamayan yeme bozukluğu diye tanı konulur. Hastalığın objektif kıstaslarından söz edilecek olursa, DSM-5 te anoreksiya tespitinde beden kitle endeksi ( Boy Kilo Endeksi ) dikkate alınmaktadır. BKE nin hesaplanması ise kişinin kilosu, boyunun karesine bölünerek yapılır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 19 Kg/m den aşağısını düşük kilo kategorisine sokmaktadır.17 kg/m2 ve üstü olanlar ağır olmayan, 16-16.99 kg/m üstü olanlar orta derecede, 15-15.99 kg/m olanlar ağır ve 15 in altında olanlar aşırı düzeyde AN hastası olarak kabul edilmektedir. BKE için normal kabul edilen aralık ise 18.7 ile 23.8 arasıdır. AN hastalarında göze çarpan temel problemlerden biri de onların bu rakama dair uygun olmayan kabulleridir. Mesela ideal beden kitle endeksinin kaç olması gerektiği sorulan anorektikler, ideal rakamın 15 olduğunu söylemişlerdir.

Anoreksiya Nervoza Tarihçesi

Anoreksiya Nervoza ile ilgili kayıtlar Helenistik döneme kadar uzanmaktadır. Ancak sendromla ilgili ilk klinik açıklama, 1686 yılın da Treates of Consumption isimli kitabında Richard Morton tarafından, bir deri bir kemik kalmış bir kızı anlatırken yapılmıştır. Morton, hastalığı 1694 te tanımlayarak onu verem ve tüberküloz gibi hastalıkların neden olduğu iştahsızlıktan ayırmıştır. 19. yüzyıl, pek çok hastalığın tanımlanması nedeniyle tip açısından oldukça verimli bir asır olmuş, anoreksiya nervozanın kesin tanısı da bu dönemde oluşturulmuştur. Ancak tanıya ulaşmak belirli bir sürece mal olmuştur. Endüstri Devrimi Döneminde AN, kadınlarda sarı cilt de denen, kloroz isimli hastalık olarak değerlendirilmiştir. 1865 yılında Dunglison tarafından iştah kaybı olarak tanımlanan anoreksiya, yiyecekten nefret etme gibi semptomların eşlik etmesi gerekmeyen bir hastalık olarak değerlendirilmiştir. Ona göre anoreksiya veya iştah kaybı; tüberküloz, kronik diare, mide rahatsızlıkları, kloroz gibi pek çok hastalığın semptomudur.

Bu nedenle başlangıçta müstakil bir hastalık değil, hastalığın bir belirtisi olarak görülmüştür. Esasen zorluk, fizyolojik hastalıklarla psikolojik olanlar birbirinden ayırma konusunda ortaya çıkmıştır. Bu zorluğun nedenlerinden biri de doktorların etiyoloji den ziyade semptomlara ve dışarıdan gözlemlenen davranışlara odaklanmış olmalarıdır. O dönemde akıl hastanelerine başvuran depresyonlu ve zihni karışmış hastaların önemli bir kısmında iştah kaybı söz konusuydu ve iştah kaybı ve yemeyi reddetmenin melankoliyle örtük bir bağlantısı olduğu biliniyordu. Bu tip hastaların önemli bir kısmının yaşamını yitiriyor olması, iştahsızlığın o dönemde psikiyatrların en fazla meşgul oldukları konuların başında gelmesine neden oluyordu. Psikiyatrlar çok istemese de hastane idarelerinin ölümleri sonlandırmak üzere verdikleri direktifler nedeniyle tehditle ve zorla yedirme, ufak yiyecekleri dar kanallardan hastanın bedenine sokma gibi uygulamalar oldukça yaygındı. Ancak her ne kadar hastanın hayatını kurtarmak adına başka çare kalmasa da günler, bazen aylar boyunca zorla ve tehditle yedirilen hastaların hayati tehlikeyi atlatıp taburcu olduktan kısa bir süre sonra yeniden yemeyi bırakıp hastanelik olduğuna ve bunun pek çok kişide görüldüğüne dair çok sayıda kayıt bulunmaktadır. Bugünkü anoreksiya vakalarındaki tekrarlar düşünüldüğünde, aslında o dönemde tam olarak anoreksiya nervozayla mücadele ettikleri anlaşılıyor. Ne var ki  AN, 1868 de Sir William Gull ve E.C. Leségue, tarafından kesin olarak tanımlanıncaya kadar aslında çok fazla ün kazanmadı. Üstelik hala anoreksiya nevroza olarak anılıyor değildi.

Kraliçe Victoria nın doktoru olan Gulls önce apepsia hysterica adını verdiği bu garip hastalığı kadın histerisiyle ilişkilendirdi. O, bu ismin hastalık yeterince iyi temsil etmediğini düşünerek ismi zamanla tamamen değiştirdi. Şöyle ki, hysterica Yunanca rahim anlamına gelen hysteros tan gelen bir kelimeydi. Oysa meselenin özü rahime dayanmıyordu. Bu nedenle ilk etapta anorexia apepsia adını verdi. Apepsia da sindirim bozukluğu anlamına geliyordu. İlerleyen süreçte nihayet Gull, hastalığa iştahsızlığı ön plana çıkaran anorexia nervosa adını verdi. Gull, iştah kaybı anlamına gelen anorexia ve hastalığın sinirsel ve psikiyatrik olması nedeniyle bu anlamı çağrıştırmak üzere ner-vosa kelimelerini bir araya getirdi. Hastalığın belirtilerini ise kabızlık, düşük kalp atış sayısı, aşırı zayıflama, zayıf solunum olarak belirledi ve tüm bu durumların bedensel bir nedeni olmaması gerektiğini not etti. Hızlı yürüme, hiperaktivite de bazı hastalarda görülen garip belirtiler olarak kayda geçti. O, anoreksiya nervozayı 16-25 yaş arası kızlarda kilo kaybının yanı sıra, adetten kesilme (amenore), düşük nabız, sinirlilik ve aşırı enerjinin görüldüğü bir hastalık olarak tanımladı. Genellikle hastalığın isim babasının Gull olduğu ifade edilirken bazı kaynaklara göre ise bu ismi ilk kullanan Huchard adında bir tıpçı olmuştu. Gull a göre bir hastanın anoreksiya nervoza olduğunu anlamak için öncelikle yememenin organik bir nedeni bulunup bulunmadığını saptamak, ardından onun deli olmadığından emin olmak gerekir.

AN nin sinirlerle (nervoza) ilişkili olması sebebiyle, şayet kişi ilahi bir yönlendirmeden, gaipten seslerden ve vizyonlardan söz ediyorsa bu da anoreksiyadan farklı bir durum olarak nitelendirilmeliydi. Görüldüğü gibi bizim nevrotik bir bozukluk olduğunu savunduğumuz KA lar, Gull tarafından düpedüz delilik olarak değerlendirilmiştir. Gull, KA türünden olmayan AN vakalarını ise bu dönemde deliliğe değil de delilik sınırına yerleştirilmiştir. Yani çağdaş deyimle, anoreksiya nervoza psikotik değil nevrotik bir bozukluk olarak ele alınmıştır. Gullın anoreksi yaşında hastanın yaşam biçimi ve yaşı tarafından alevlendirilen sinirsel temelli bir ahlaki ve zihinsel sapma söz konusudur. Bu hastalık o dönemde tüm histerik rahatsızlıklar gibi orta ve üst sosyal tabakadan kızların hastalığı olarak görülüyordu. Bunlar kendileri çalışmayan, nispeten rahat ve serbest kızlardı. Aileleri varlıklı olduğu için biraz da aile itibarlarını sarsmamak adına çocuklarını akıl hastanelerine götürmekten imtina edip, onların genellikle evde aile doktorları tarafından tedavi edilmesini tercih ediyorlardı. Bu doktorlar mümkün olduğunca kızları yemeye teşvik ediyordu. Ancak bazı kritik vakalarda kızlara zorla yedirme veya elektroşok işini evde uyguluyorlardı. Kimi aileler ise evlerinden uzak özel merkezlerde bu tedavilerin uygulanmasını sağlıyorlardı. Ünlü Fransız psikiyatr Pierre Janet de 1906-1907 eğitim-öğretim yılında Harvard Tip Okulunda verdiği bir konferansta AN yi tanıtmıştır. O tarihte histerik anoreksi  (hysterical anorexy) olarak isimlendirdiği hastalığın, 18 aydan az sürmeyip genellikle 10 yıldan fazla devam ettiğini söylemiştir. Bir kız hastalığı olarak nitelediği histerik anoreksiya, hastanın, inatçı ve hiperaktif olduğunu, ne yerse yesin kendini kusturmayı alışkanlık haline getirdiğini, son aşamada ise gıdasız kalarak hayati tehlike içerisine girdiğini anlatmıştır. Janet ayrıca zorlukla ve hızlı nefes alma, karnının içeri yapışması, kabızlık, azıcık idrar, kuru ve çatlak deri, hızlı nabız gibi belirtilerin bulunduğunu söylemiş, hastaların önemli bir kısmının bu aşamaya geldikten sonra yaşamını yitirdiğini belirtmiştir.

Anoreksiya, 1972 ye kadar hiçbir resmi tanı kategorisine girmezken, bu tarihte ilk olarak Feighner, Robins, Guze, Woodruff, Winkour ve Munoz tarafından tasnife tabi tutulmuştur. Bunu 1980 de yayınlanan ünlü DSM-III takip etmiştir. Sonra bunun revize edilmiş hali olan ve 1987 de yayınlanan DSM-111-R, onu 1994 teki DSM-IV ve onun da revize edilmiş hali olan DSM-IV-TR izlemiştir. DSM-III, DSM MI-R ve DSM-IV pratikte aynı anoreksiya nervoza tanısını içermektedir. Ancak DSM-IV-TR ile de ICD-10 bağdaşıktır. Daha önce belirtildiği gibi, DSM-5 te yeme bozuklukları daha detaylı bir tasnife tabi tutulsa da AN ile ilgili belirgin bir değişiklik görülmemektedir.

Anoreksiya Nervoza Belirtileri

ICD 10 a göre AN tanısı için şu belirtilerin hepsi olmalıdır:

  • Beden ağırlığı en az beklenenin %15 altında sürdürülür veya beden kitle endeksi 17,5 veya altıdır.
  • Kilo kaybı şişmanlatan yiyeceklerden kaçınmak suretiyle meydana getirilir. Şunların bir veya daha fazlası da bulunabilir: kendini kusturma, kendine lavman yapma, aşırı egzersiz, iştah önleyiciler kullanma, idrar söktürücü alma.
  • Özel bir psikopatoloji formunda beden imgesinde bozukluk söz konusudur. Hasta ısrarcı ve yersiz bir şişmanlama korkusu ve düşük ağırlık eşiğine sahiptir.
  • Kadınlarda yaygın olarak hipotalamus-hipofiz bezi yumurtalıkla ilgili bir şekilde adetten kesilme, erkeklerde cinsel istek ve güç kaybı görülür. İstisnai durum olarak hormon tedavisi alan kadınlarda ve yaygın şekilde doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda ısrarlı bir vajinal kanama görülür. Gelişim hormonunda, kortizolde yüksek seviyeler, tiroid hormonunun periferik metabolizmasında değişiklikler meydana gelebilir.
  • Ergenlik öncesinde başlamışsa, birbiri ardına gelen ergenlik olaylarında gecikme veya durma (gelişim durur, kızlarda göğüsler gelişmez, adet olma gerçekleşmez, erkekte genital organ çocuksu kalır). Gelişmeyle birlikte ergenlik normal şekilde tamamlanır ama ilk adet gecikir Erkeklerdeki AN tabloları kadınlarınkinden farklılık arz eder. Erkeklerde incelik kadınlar kadar arzu edilir olmadığından erkek anorektikler daha çok body çalışmalarına yönelirler. Özellikle ergenlik sırasındaki erkek anoreksiyalarında depresiflik, ümitsizlik ve çaresizlik hâkimdir. Psikotik durumları pek olmasa da erkek anorektikler çok da bağımsız değillerdir. Ayrıca cinsel açıdan da aktif oldukları söylenemez. Kızlarda akademik başarı konusunda pozitif bir tablo varken, ergenlik sonrası erkek anoreksiya vakalarında akademik başarı da yoktur. Günlük yaşamın basit rekabetlerinden bile kaçmak erkek anorektiklerinin belirgin vasıflarındandır.

 

 

Her iştahsızlık çekeni veya normalin üzerinde kilo kaybı yaşa yanı AN hastası olarak nitelemek doğru değildir. Genç hastalarda kilo kaybına neden olabilecek hastalıklar, beyin tümörleri, bağırsak bozuklukları, Crohn hastalığı veya kötü emilim sendromu gibi bedensel nedenler dışlanmalıdır. Hasta, hastalığı veya yeme ihtiyacını itiraf etmeyi reddedebilir, kilo kaybından, yemeyi reddetmekten açık bir memnuniyet sergileyebilir, aşırı derece zayıf bedene sahip olmayı arzulayabilir ve yemeği çelişkili şekillerde kullanabilir. Anoreksiya hastaları durumlarını bir hastalık olarak değil, bir yaşam tercihi olarak nitelemekte, normal insan ölçüleri diye belirlenen bedene girmeleri konusunda rahatsız edilmelerinden hoşlanmamak sırlar. Bir kimseye anoreksiya nervoza teşhisi koymak için şu belirtisi de en az ikisinin görülmesi gerektiği belirtilmektedir:

Adetten kesilme ince ve zayıf saçlar Bradikardi (düşük nabiz) Hiperaktivite periyotları Bulimiya epizotları Kendini kusturma Bunlara ilave olarak, ortam sıcaklığını algılayamama ve bu yüzden yazın kalın kışın ince giyinme, cinsel temas konusunda çelişkili tutum (bazen tamamen soğuyup bazen ise dikkatsizce ilişkiye girme) gibi belirtiler görülebilir. Erkeklerde boy uzamasının ve ergenliğe girişin gecikmesi görülür. Omuzların ve ellerin sivrilmesi, tükürük bezlerinin iltihaplanması söz konusu olur. Beden az miktar yiyecek alımına alışmaya çalıştıkça kalp hızında yavaşlama, ritim bozukluğu, düşük tansiyon açığa çıkar. Eller ve ayaklarda karıncalanma, diş problemleri, esneklik kaybı, stres, erken kalkma, hormonal bozulmalar meydana gelir.

Anoreksiya Nervoza Genel Özellikleri

Anoreksiya Nervozayı tıkınırcasına yiyip arkasından kusma, egzersiz yapma, laksatif kullanma gibi yöntemlerle fit kalmaya çalışma şeklinde açığa çıkan Bulimia Nervoza ile karıştırmamak gerekir. Bulimikler, öncelikle normal kiloların altına düşme problemi yaşamazlar. Onlarda adetten kesilme de görülmez. Cinsel açıdan aktif, yeme konusunda oldukça gayretlilerdir. Onlar da kilodan şikâyet ederler. Ancak anorektiklerde olan yemek istememe ve iştahsızlıktır. Anorektiklerin aksine bulimikler ilaç, alkol ve madde kullanımı geliştirebilirler. Ayrıca onlar anorektiklerden daha depresif olup, intihar riskleri daha yüksektir. Bulimiklerin hirsizlik yapma gibi kompulsiyonları, boğaz ağrısı ve diş minelerinde çürü me gibi fizyolojik acıları vardır. Ancak Bulimia Nervoza ile Anoreksiya Nervoza peş peşe meydana gelirse, kişi, çok daha zor ve uzun bir hastalık sürecine maruz kalır. Anoreksiyanın hipertansiyon, kalp ritim bozukluğu, hipoglisemi ve benzeri hayati tehlike nedeni olan hastalıklara sebep olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kısa bir süreliğine yakalanılmış olsa dahi anoreksiyanın kalıcı büyüme geriliğine, kemiklerde kireçlenmeye ve ileri yaşlarda osteoporoza yatkınlık gelişmesine neden olmaktadır. Yeme bozukluğu olan hastaların %53 ünde hastalığa eşlik eden başka psikiyatrik rahatsızlıklara rastlanmıştır. Anoreksiyayla birlik te depresyon görülme sıkılığı %2,2-%35,5 olarak saptanmıştır. Öte yandan anorektiğin aynı zamanda depresyonlu olma olasılığı sağlıklı bir insanın depresyonlu olma olasılığından 2-4 kat, anksiyete bozukluğuna sahip olma olasılığından 2-3 kat daha fazla olduğu saptanmıştır.

Hastaların pek çoğunda anoreksiyanın yanında depresyon eğilimi, kişilik bozukluğu, psikoz, nevroz ve bedensel başka rahatsızlıkların biri veya bir kaçının bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca kişilik bozukluklarının da yeme bozukluklarına eşlik ettiği tespit edilmiştir. Daha ilginci, etiyolojisini de anlamamızda yardımcı olacak şekilde erkek vakalarında homoseksüellik ve aseksualite, yeme bozukluğu olmayanlardan daha yüksek bulunmuştur. Ancak AN nin iki alt tipinden tıkınırcasına yeme-kusma tipinde daha ağır psikopatoloji ve daha fazla dürtü sellik, kişilik bozukluğu ve çalma vb. davranışlar görülür. Ailesi anormalliği fark ettiğinde hasta, genellikle durumu inkâr ederek bu konuyu konuşmak istemez. Bu da aile içinde çatışmaları beraberinde getirir. Hasta yavaş yavaş kabuklarına çekilmeye başla, diğer aktivitelere karşı ilgi kaybolur veya azalır, cinsellik isteği orta dan kalkar ve yoğunlaşma kayıpları, inatçılık, tembellik, duygusal instabilite meydana gelir. Anorektiklerde bazen başlangıç nedeni ergenin fazla şişman oluşudur. Yemek anksiyetesi günde en az dört kez tartılmalarına, kalorili yiyeceklerden uzak durmalarına, kiloları ve zayıflama hakkında sürekli olarak düşünmelerine neden olur. Kalori alımını katı şekilde sınırlar, karbonhidrat ve yağ alımını orantısız şekilde azaltırlar. Kompulsif ve acayip yeme alışkanlıkları nedeniyle yiyeceklerin kalori değeriyle ilgili müthiş bir detay bilgi edinir, kalorisi düşük kaba şeyler yemeyi tercih ederler. Bir kural olarak takınçlı bir şekilde yemek hazırlama işinin içerisinde bulunsalar da sebatkâr bir şekilde açlıklarını inkâr ederler. Aileleri ve arkadaşları için muhteşem sofralar kurmakla yoğun şekilde meşgul olsalar da kendileri onlarla birlikte yemezler. Yemedikleri halde tepkileri azaltmak için yer gibi yapma, yemediği yiyecekleri ortadan yok etme, yediğine dair yalan söyleme gibi davranışlar sergilerler.

İnsanların arasında yemek istemez, kalori içeren çikolata kurabiye gibi yiyecekleri odalarında, çantalarında veya ceplerinde istiflerler. Yemek yemeye zorlandıklarında ya yemekleri gizlice ortadan kaldırır ya da parçalara ayırıp, didikler hatta fasulye tanelerinin zarlarını soymak gibi yokuşa sürmelere başvururlar. Bazı anorektikler o kadar egzersiz meraklısı, hatta squat aerobik bağımlısı olabilirler. Zayıflamak adına otomobil, asansör vb. taşıma araçlarını kullanmak istemezler. Zaten laksatifler ve kendini kusturma yüzünden tükenmesi söz konusu olabilen potasyum depolarının fazla sporla tamamen boşaltılması büyük tehlikelere neden olur. Anoreksiya nervoza hastaları başlangıçta açlık acısı çekseler de ilerleyen zamanda bu acı artmak yerine azalmaya başlar ve beden ölüm açlığı durumuna alışır. Hatta bu bazılarında gerilimi gideren rahatlatıcı etkiye bile sahip olur. Pek çok hastalıkta olduğu gibi anoreksiya nervoza ile ilgili de hastalığın tanınması ve böylelikle finansal destek elde edilmesi için kurulan organizasyonlar vardır. Bunlardan biri Amerikan Anoreksiya Nervoza Derneğidir (AA/BA). Öte yandan anorektiklerin birbirleriyle dertlerini paylaştıkları, çözüm yolları aradıkları, birbirlerini destekledikleri, bazen de birbirlerini AN ye teşvik ettikleri pek çok sosyal medya platformu oluşturulmuştur.

hamilelik anoreksiya
hamilelik anoreksiya

Gebelikte Anoreksiya

Gebelikte Anoreksiya
Gebelikte Anoreksiya

Gebelikte Anoreksiya

Çoğu insanın hayatı boyunca yaşadığı sıkıntılardan birisi olarak yeme bozuklukları, sindirim sistemi komplikasyonları ile beraber kimi zaman çok daha büyük rahatsızlıklar ortaya çıkarabilir. Özellikle kadınlarda mide ve sindirim sistemi ile birlikte yeme bozuklukları arasında önemli bir ilişki vardır. Bu ilişki kimi zaman beden algısı ve kilo algısı gibi durumlar ile birleştiğinde anoreksiya gibi rahatsızlıklar oluşabilir. Özellikle kadınlarda hamilelik döneminde yeme bozukluğunun derecesinin artması ile birlikte çok fazla kilo alacakları ve vücut şekillerinin bozulacağı endişesi anoreksiya sebebi olabilir. Bu durum bazı kadınlarda hamilelik döneminde gebelikte anoreksiya rahatsızlığı olarak görülebilir.

Anoreksiya ve bulimia olarak bilinen farklı yeme bozuklukları, kilo kontrolünü sağlamak için olumsuz bir şekilde diyet uygulama veya aşırı yemek nedeniyle kusma ve ilaç kullanımı ile kaloriyi vücuttan atma gibi rahatsızlıklardır. Bu rahatsızlıklar gebelik sürecinde olumsuz etkiler oluşturabilen durumlar arasında yer almaktadır. Özellikle kadınlarda anoreksiya rahatsızlığı görülmesi doğurganlık ve gebelik oranlarında da yüksek bir etki göstermektedir. Bu rahatsızlık döneminde kadınların neredeyse yarısında adet döngüsünde bozulma oluşabilir.

Anoreksiya Ve Regl Bağlantısı Nasıl Oluşur?

Kadınlar arasında menstruasyon yani adetin tamamlanması veya azalması olarak bilinen durum, kilo yani kalori kısıtlama, egzersizleri arttırma ve psikolojik sıkıntılar gibi durumlar ortaya çıkarır. Bu nedenle anoreksiya ve regl arasında belirgin bir bağlantı bulunmaktadır. Örneğin geniş bir liste şeklinde sayılabilecek birçok farklı komplikasyon gebelik sırasında görülen yeme bozuklukları ile ilişkili olabilir. Bu farklı komplikasyonlar arasında; erken doğum yapma, doğum sonrasında bebekte ağırlık düşüşü, fetüs ölümü veya gecikmiş fetüs büyümesi bulunabilir. Genellikle gestasyonel diyabet, sezaryen riski, depresyon, düşük yapma riski veya preeklampsi gibi komplikasyonlar görünme durumu da vardır.

Görülebilecek farklı komplikasyonlar göz önünde bulundurulduğunda, rahatsızlığın yaşandığı dönemlerde anoreksiya regl bağlantısına dikkat edilmesi ve yine gebelik döneminde de anoreksiya sıkıntıları ile karşılaşmamak için beslenme düzenine yüksek özen gösterilmesi gerekir. Anoreksiya genel kapsamı ile birlikte fazla yemek yemeyi reddetme, kalori almaktan kaçınma ve kötü beslenme ile birlikte aşırı kilo düşüklüğü olarak bilinmektedir. Gebelik döneminde bu tür bir sıkıntının yaşanması bebekte sağlıklı büyümenin önüne geçerken, bebeğin anne karnında gelişmesini engeller ve aynı zamanda da anne sağlığının korunmasına büyük bir engel oluşturur.

Gebelikte Planlanması Gereken Anoreksiya Yemek Listesi

Hamilelik döneminde anoreksiya gibi bir rahatsızlık ile karşılaşmamak ve bu noktada hem bebek hem de anne bakımına dikkat etmek için yemek düzenine özen gösterilmesi gerekir. Bu nedenle gebelik döneminde özenli şekilde hazırlanacak anoreksiya yemek listesi anneye özel bir şekilde hazırlanmalı ve biyokimyasal değerlerin hepsi dikkate alınarak liste yapılmalıdır. Bu kapsamda ayrıntılı bir şekilde düşünüldüğünde;

  • Gebelikten önceki dönemde sağlıklı bir şekilde kilonun korunması ve doktor kontrollerinin aksatılmaması gerekir. Gebelik diyeti yürütülerek, özellikle vücutta demir eksikliği yaşanmamasına dikkat edilmelidir. Anoreksiya riskine karşı düzenli olarak psikolojik destek almak tercih edilebilir.
  • Gebelikte Anoreksiya tehlikesine karşı sık sık doktor desteği ve psikolojik destek alınmalıdır. Kilo almaktan kaçınmadan, sağlıklı kilo almaya uygun besinleri dengeli şekilde tüketmeye özen gösterilmelidir.
  • Gebelikten sonraki dönemde ise hem fiziksel hem de psikolojik olarak danışmanlığı sürdürmeli ve sağlıklı beslenme alışkanlığını devam ettirmelidir.

Gebelik döneminde kilo almak ne kadar normal bir durum ise gebelik öncesinde de ideal kiloda olmak bu kadar önemlidir. Bu konuda anoreksiya riskine karşı çok zayıf olmaktansa hamilelik öncesinde ideal kiloya ulaşmak gerekir. Hamilelik öncesi diyetlerde fazla kalsiyum yarar sağlarken, laksatif ve diüretik ilaçlar kullanmak doğru olmayabilir. Doktor kontrolü altında gebelik sürecine hazırlık gerçekleştirirken, sağlıklı bir süreç için özellikle vücut kitle indeksi anoreksiya ölçüleri normal seyirde bulunduğunda, tehlikeden olabildiğince uzak kalabilirsiniz. Bu nedenle eşinizle birlikte bu planlamayı doğru bir şekilde gerçekleştirerek hamilelik sürecini hazırlık gerçekleştirmelisiniz.

Gebelik uzmanı ve psikolojik danışman ile birlikte uzman bir diyetisyen üzerinden yardım almak ve profesyonel destekle sürekli beslenmeye dikkat etmek fayda sağlayacaktır. Bu dönemin öncesinde ve sonrasında ağır egzersizlerden kaçınmak, sıvı tüketimini dikkatli bir şekilde gerçekleştirmek ve besin yetersizliği gibi durumlara karşı daha özenli bir beslenme programına uymak sağlıklı olacaktır.

Anoreksiya regl
Anoreksiya regl

Dünya Da Anoreksiya

Dünya Da Anoreksiya

Birçok insanın yeme bozukluğu olarak bildiği anoreksiya temelinde psikolojik sorunların olduğu bir hastalıktır. Hastalıkta ortaya çıkan yeme bozuklukları vücudunun nasıl göründüğü ve kilosu ile ilgili kişide oluşan hastalıklı görüşlerin bir sonucu olarak oluşur. Bu hastalığın yüksek oranda ergen ve genç kadınlarda görülür. Ancak son on yılda hastalığın istatistiklerine bakılırsa genç erkeklerde görülme sıklığının arttığı görülebilir. Hastalığın en temel sebebi olarak kilo verme takıntısı gösterilir. Bu takıntının oluşmasındaki en büyük suçlu medya ve zayıflığın güzel görünmenin bir şartı olduğunu dayatan toplumsal normlardır. Medyada görülen ve güzel olarak kabul edilen ünlülerin zayıf olması çocuklar ve gençlerde vücutları ile ilgili güvensizliklerin oluşmasına neden olur. Toplum içinde kabul görmek ve çevresinden ilgi görmek isteyen kişiler bu nedenle zayıflamak isterler. Ancak bu konuyu sürekli düşünmek zayıflamanın bir takıntı haline gelmesine neden olur. Bu takıntı genç insanlarda anoreksiya bulimia yeme bozuklukları görülmesinde en büyük etkendir. Hastalığın oluşmasında kişinin psikolojik ve yapısal özellikleri de etkili olur. Küçüklükte kendine güven duygusunu kazanamamış kişiler kiloları konusunda da güvensiz bir halde olabilirler. Ayrıca ailesinin baskıları sonucunda kişiliğinde mükemmeliyetçilik duygusu oluşmuş ve sürekli onay alma ihtiyacı içerisinde olan kişilerde bu hastalık daha sık görülmektedir. İdeal kiloya ulaşmak için büyük çaba sarf eden bu insanlar sürekli en iyisini istedikleri için kilo vermeyi durduramazlar. Bunun yanında depresif ve sürekli mutsuzluk halinde olan insanlarda anoreksiyanın görülme olasılığı daha fazladır.

Anoreksiya regl

Anoreksiyanın Başlıca Belirtileri

Sağlıklı bir hayat sürebilmek için fazla kilolardan kurtularak yaş ve boya göre en uygun kilo aralığında olmak gerekir. Ancak aşırı kilolu olma durumu ne kadar sağlıksızsa aşırı zayıflık durumu da o kadar sağlıksızdır. Bu nedenle kilo verme konusunda sorunlar yaşayan insanlar anoreksiya nasıl anlaşılır sorusunun cevabına dikkat etmelidir. Uzmanların belirttiği anoreksiyanın başlıca belirtileri şunlardır.

  • Hasta olan kişide aşırı kilo vermeye bağlı olarak sağlıksız bir zayıflık görülür
  • Hasta kilo almaktan çekindiği için yemeği büyük oranda azaltır ya da ilerleyen durumlarda tamamen kesebilir
  • Kilo almamak için öğünlerden sonra yediklerini kusarak çıkarmaya çalışır
  • Kimi hastalar kilo verme sürecini hızlandırmak için aşırı derecede spor yapar
  • Hastalarda sürekli sinirli olma durumu ya da depresyon hali görülebilir
  • Hasta uyumada ve bir iş yaparken dikkatini toplamada problemler yaşayabilir
  • Vücudu konusunda güvensiz olduğu için takıntılı bir şekilde aynada kendini kontrol eder ve tartılarak kilosunu takip eder
  • Aşırı bir şekilde kilo vermesine rağmen fazla kilolarından yakınır

Bu belirtiler fark edildiği zaman hastalığın ilerlemeden kontrol altına alınabilmesi için doktora gidilmelidir. Hastanın normal kilosuna dönebilmesi için doktor kontrolünde anoreksiya sonrası kilo alma süreci başlatılır. Bu süreçte hastanın mutlaka psikolojik olarak destek görmesi gerekir.

Anoreksiya Sonucunda Görülebilecek Sağlık Problemleri

Fazla kilo ve obezitenin çeşitli sağlık sorunlarına yol açması gibi anoreksiya zayıflık durumu da çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır. Yeme ve beslenme sorunlarının olması nedeni ile vücutta en çok sindirim sisteminde hastalıklar görülmeye başlanır. Beslenme yetersizliğinin neden olduğu vitamin eksikliği ve mineral yoksunluğu, bağırsakların çalışmasının aksamasına neden olur. Bunun yanında vitamin eksikliği sonucunda kemiklerde güçsüzlük durumu ortaya çıkar. Eksikliğin devam etmesi sonucunda bu güçsüzlük kemik erimesine kadar ilerleyebilir. Bununla birlikte mineral eksikliği ödem oluşmasına ve buna bağlı olarak uzuvlarda şişkinliklerin görülmesine sebep olabilir. Bu şişkinlikler hastada şişmanlık olarak yorumlanırsa anoreksiyanın şiddeti daha çok artabilir. Ayrıca vitamin eksikliğine bağlı olarak deri kurumaya başlar ve hastada solgun bir görüntü oluşur. Besin yetersizliği sonucunda vücudun enerji kaynakları kullanılmaya başlanır. Ancak beslenmenin çok az olduğu durumlarda vücudun bu kaynakları tüketmesinden vücut bazı sistemlerin çalışmasını durdurur. Bu nedenle anoreksiya regl düzensizliği oluşmasına ve ilerleyen durumlarda tamamen kısırlığa yol açabilir. Hastalığın tedavi edilmesine rağmen kısırlığın kalıcı olduğu vakalar görülmüştür. Enerji depolarını tükettikten sonra hala beslenme yetersizliği devam ediyorsa vücut enerji kaynağı olarak kasları kullanmaya başlar. Buna bağlı olarak hastalarda güçsüzlük ve hareket etmede sorunlar ortaya çıkar. İlerleyen durumlarda hastalar kendi başlarına yürüyemeyecek ve yerinden kalkamayacak duruma gelebilir. Ayrıca hastalarda uyku sorunları sık görülür.

Nervoza-ve-Bulimia-farklar
Nervoza-ve-Bulimia-farklar

Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza Farkı

Nervoza-ve-Bulimia-farklar
Nervoza-ve-Bulimia-farklar

Çağımızda dış görünüşe büyük önem verilmektedir. Hemen herkes fiziksel görünümünün bir model, bir manken gibi olmasını ister ve bunun için birçok yola başvurur. Zayıflamak ve zayıf kalmak için yöntemler araştırılır. Servetler harcanır. Fakat zayıf olmak, her zaman sağlıklı olmak değildir. Pek çok kişide zayıflama isteği ve çabaları çeşitli hastalıklara dönüşebilir. İşte anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza bu tarz hastalıklardır. Peki anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza nedir? Temelde yeme bozukluğu kaynaklı olan bu hastalıklar kişilerde zamanla ruhsal bozukluklardan bedensel bozukluklara dönüşür. Kişileri sağlığından eder. Anoreksiya, besin tüketiminin en aza indirilmesi ve tamamen azaltılması olarak tarif edilir. Bulimia ise aşırı yeme ve sonrasında yiyeceği vücuttan çıkarma hastalığı olarak açıklanır. anoreksiya ve bulimia hastalıklarında hastaların ortak problemi yemeye dair ruhsal problemlerdir. Anoreksiya hastaları yemeye karşı ön yargılıdırlar. Kilo alma korkuları vardır. Genelde fazla yemezler. Sadece yaşamlarını devam ettirebilecekleri oranda yerler. Dolayısıyla da zamanla aşırı kilo kaybı yaşarlar. Bedenleriyle barışık değil; hatta problemlidirler. Görünüşlerinden memnuniyet duymazlar. Kilolu olduklarını düşünürler. Kendilerini şişman görürler. Hastalıklarını da kabul etmezler. Farkında değillerdir. Dolayısıyla da doktora başvurmayı, tedavi olmayı reddederler, kendilerini hasta olarak değerlendirmezler. Bu hastalığa sahip kişilerde kilo kaybı çok fazladır. Çoğu zaman olması gerekenin %15’i daha zayıftırlar. Rahatsızlık zamanla kemik erimeleri, deri dökülmeleri, deri rahatsızlıkları gibi belirtiler verir.

Anoreksiya Bulimia Yeme Bozuklukları Belirtileri

anoreksiya ve bulimia arasındaki farklar birden fazladır. Bulimia, Anoreksiyanın aksine aşırı yeme ve doymama halidir. Bu hastalığa sahip olan kişiler kısa sürede çok fazla yiyecek tüketirler. Fakat yedikten hemen sonra psikolojik olarak rahatsızlık duyup yediklerine pişman olurlar. Adeta kendilerinden utanırlar. Bu kişiler çoğu zaman hastalıklarını kabul ederler. Fazla yediklerinin farkındadırlar. Fakat kilo kaybetme korkusu yaşarlar ve tedavi olmayı reddederler. Doktora gitmek istemeyebilirler. Kiloları çoğu zaman normaldir. Dolayısıyla bulimia hastalarının çevrelerindeki kişiler tarafından fark edilmeleri güçtür. Anoreksiyaya göre bedensel belirtileri daha azdır. Bulimia nervozada hastalar yediklerini çıkarmak için kusmaya çalışırlar veya idrar sökücü, gevşetici gibi ilaçlar alırlar. Kimi zaman uzun zaman aç kalarak kendilerini cezalandırmaya çalışırlar. Bulimia nervoza hastalarında sık kusmaya bağlı olarak sindirim sistemi rahatsızlıkları oluşur. Parmaklarda mide asidinin yarattığı aşınmalar, deri sertleşmeleri görülür. Mide asidine bağlı olarak dişlerde çürüme, renk değişimleri meydana gelir. Mide enfeksiyonları oluşabilir. anoreksiya bulimia yeme bozuklukları daha çok ergenliğe geçiş dönemlerinde kendini gösterir. İlerleyen yaşlarda da devam eder.

Bulimia ve Anoreksiya Tedavisi

Bulimia ve anoreksiya süreci hastanın tedavilere karşılık verme durumuna göre değişiklik gösterir. Yapılan araştırmalar, bu hastalıkların kadınlarda daha yaygın olduğunu, erkeklerde ise çok daha nadir olduğunu göstermektedir. Her iki hastalığın teşhis ve tedavisinde ailelere önemli görevler düşmektedir. Çünkü daha çok ergenlerde görülmeye başlayan bu hastalıkların gözlemlemesini yapacak olan ailelerdir. Aileler eğer çocukları dengesiz kilo alıp veriyorsa, sürekli fazla kilolarından şikayetçi olup diyet uygulamaya çalışıyorsa, çok uzun süre aç kalıp krizler geçiriyorsa, kilosunu sürekli takıntı haline getiriyorsa, gereğinden fazla fiziksel aktiviteler yapıyorsa, regl olması geciktiyse bir yeme bozukluğu hastalığı olup olmadığından şüphelenmeli ve doktora müracaat etmelidir. Bulimia ve anoreksiya tedavisi olan hastalıklardır. Fakat bu hastalıklarda, özellikle de anoreksiya rahatsızlığında hastaların %10’unun hayatını kaybettiği unutulmamalıdır. Bu bakımdan psikolojik hastalıklar arasında en ölümcül oldukları rahatlıkla söylenebilir. Tedavi süreci bir psikiyatri uzmanı gözetiminde olur. Tedavi sürecinde hastanın durumuna göre dahiliye, kadın doğum, fizik tedavi gibi dallarla iş birliği yürütülür. Tedavide bireysel psikoterapi, grup ve aile terapisi, ilaç tedavisi gibi yöntemlere başvurulur. Öncelikle hastanın yeme alışkanlıklarına dair olumsuz fikirleri düzeltilmeye, bedeni hakkındaki olumsuz kanılar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Özgüveninin oluşması sağlanır. Grup ve aile terapisi ile etrafındakilerin onu her haliyle kabulleneceği, önemli olanın sağlığı olduğu anlatılır. Kimi zaman kilo kaybı aşırı dereceye ulaşmış olur ve hastanın hayatını kurtarmak için hastaya tüple beslenme desteği yapılır. Kişi, hasta olduğunu kabullenir ve tedavi olmaya ikna olarak tedavi sürecine sağlıklı şekilde devam ettirirse hastalık atlatılabilir. Fakat her iki hastalık da tekrarlayan türdendir.

Manken hastaiığı Anoreksiya
Anoreksiya hastalari

Anoreksiya Hastaları

Anoreksiya Hastaları

Nice yıllardır özellikle televizyonlardan ve sahnelerden tanıdığınız ünlü isimlerle mankenler için bilinen ve genellikle kadınlarda görülen bir hastalık olarak anoreksiya sürekli şekilde zikredilir. Genellikle çok genç çağlarda başlayan ve şişmanlamaya karşı korku şeklinde görüldükten sonra sürekli şekilde zayıf kalma çabaları ile ortaya çıkan bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde anoreksiya hastaları özellikle her gün basında ön plana çıkarken, bu hastalığın pençesine düşmüş olan kişilerin iyileşme öyküleri de bay meşakkatli olmaktadır.

Genellikle çoğu insan tarafından ve basın tarafından manken hastalığı anoreksiya olarak bilinen bu rahatsızlık, sanıldığı kadar nadir olmayıp %95’i kadınlardan oluşan bir rahatsızlık olarak bilinmektedir. Genellikle kardeşlerde bulunduğu durumda genetik olarak da görülen bu hastalık, üst ekonomik sınıfta insanlarda daha sık görülmektedir. Bu hastalar vücut ağırlıklarını belirli bir kontrol altında tutma amacıyla aşırı derecede kısıtlamaya giderek, yiyecek alımını azaltır ve kalorili yiyecekler tüketmemeye çok yüksek özen gösterirler. Bu iki noktaya ek olarak ağır egzersizler ile birleşen durumda anoreksiya rahatsızlığın ortaya çıkma riski çok yüksek duruma gelir.

Türk Toplumunda Anoreksiya Hikayeleri

Ülkemizde özellikle birçok manken, oyuncu ve genç bayan tarafından yaşanan bu rahatsızlık sonrasında internette farklı görseller, videolar ve gazete öyküleriyle bu hastalığın nasıl seyrettiğini ve ilerlediğini görebilirsiniz. Türkiye’de anoreksiya rahatsızlığına yakalanmış birçok ünlü kişi bulunmakla birlikte genellikle bu kişiler hayatlarının büyük bir kısmını olumsuz bir şekilde yaşamaktadır. Bu kişilerden veya dünya üzerindeki farklı kişilerden dinlediğiniz anoreksiya hikayeleri kapsamında genellikle kilo oranını kabul etmeme, zayıf olmasına rağmen şişmanlıktan korkma, vücudunu yanlış algılama gibi sorunlardan dolayı bu duruma geldiğini ifade etmektedir.

Hastalar ve özellikle bayanlar birbirini izleyen adet dönemlerinde de sıkıntılı durumlarla karşılaştıklarında anoreksiya başlangıcının farkına varmakta, fakat çoğunluğu bu durumu göz ardı ederek daha büyük sorunlara yol açmaktadır. Günümüzde internet arama motorları üzerinde basit bir araştırma yaptığınızda dahi hem Türkiye’de hem de yurt dışındaki birçok ülkede anoreksiya görseller ile karşılaşabilirsiniz ve ne kadar büyük bir değişim yaşandığını anlayabilirsiniz. Örneğin ülkemizde yakın zamanlarda ünlü şarkıcı İrem Derici gibi isimlerin de yaşadığı ve erken müdahale ile iyileşme şansına sahip olduğu bu hastalıkta, vücut oranları ve fiziksel görüntü tamamen bozuk bir hal almaya başlamaktadır.

Genel Kapsamda Anoreksiya Psikolojik Belirtileri

Aslında temel olarak düşünüldüğünde, anoreksiya rahatsızlığı insanların belirli bir psikolojik neden ile kendilerinde baskı kurması ile ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede anoreksiya psikolojik belirtileri incelendiğinde, genç kadınların aşırı kilolu olduklarını düşünmeleri, toplum içerisinde beğenilmediklerini düşünmeleri gibi noktalar hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Anoreksiya nevroza aç kalma hastalığı olarak da bilinirken, besin almama; kilo alma riskine ve aşırı beslenmeye karşı psikolojik olarak bir baskı şeklinde ortaya çıkar. Genellikle 17 ve 18 yaşlarında ortaya çıkan bu rahatsızlık kimi zaman 40 yaş üstünde dahi görülebilir.

Hastalığın temelinde kilo almaktan ve şişmanlamaktan korkma gibi noktalar bulunurken, birçok anoreksiya vakasında kişiler başka birini örnek alarak o kişinin kilosunu hedef belirlerler. Bu noktada toplum içerisinde çok az yemek yeme ve aç oldukları durumda dahi çok az gıda tüketme gibi bir psikolojiye bölünürler. Kısa sürede çok fazla kilo verme ile ortaya çıkan bu rahatsızlıkta, düzensiz menstrüasyon, saç dökülmesi, mide bulantıları, depresyon ve aşırı egzersiz yapma ihtiyacı gibi durumlar görülebilir. Özellikle bu tür hastalar çok aç durumda olduklarında, aşırı yediklerini düşünmeleri gibi durumlarda, bilinçli olarak kusma gibi reaksiyonlarda gösterebilirler.

anoreksiya nedir
Yeme Bozukluğu

Anoreksiya Nedir ?

Anoreksiya Önemi Anoreksiya Nedir?

Anoreksiya nedir genellikle genç kadınlarda görülmekte olan oldukça az uyumak, yemek yememek ama aktif olmakla ortaya çıkan psikolojik bozukluktur. Genellikle ergenlik döneminde başlamaktadır. Ancak erişkinlerde de görülebilmektedir. Kişi çok şişmanladığı düşüncesiyle rejime başlar ve zamanla kontrolden çıkarak iştah kaybı yaşanır. Zayıflama normal ölçülerden uzaklaşmaya başlar. Çağın hastalığı diye adlandırılan bu yeme bozukluğu hem kadın hem de erkeklerde de görülmektedir. Tedavisi zorlaşan kişilerde hayati tehlikeler söz konusu olabilmektedir.

Anoreksiya Nervoza Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiya belirtileri arasında şişmanlamaktan ve kilo almaktan fazlasıyla korku duyma bulunuyor. Yoğun psikolojik sorunlar yaşayan kişilerde de görülebilen anoreksiyada yemek bozukluğu görülür. Kısa sürede çok kilo kaybı yaşanır. Yeme sorunları problemlerle beraber ortadan kalksa da kalıcı ve ciddi fizyolojik sorunlar yaşanabilmektedir. Kişinin normal kilosunu kabul etmemesi önemli belirtilerdendir. Beden algısında bozukluk görülebilir. 3 ay menstürasyon görmemesi belirtileri olur. Anoreksiya sebepleri tam olarak bilinmese de psikolojik, biyolojik ve çevresel faktörler etkili olmaktadır. Psikolojik faktörler arasında kişinin yaşadığı bazı duygusal özellikler etki edebilmektedir. Depresif olmak, obsesif kompülsif kişilik bozukluğu hastalığa etki edebilmektedir. Kişiler kilolarını takıntı hale getirerek hastalığa yakalanabilirler. Biyolojik faktörler arasında genlerin etkisinden söz edilememektedir. Etkisi henüz kesinleşmese de genler bazı kişileri daha savunmasız hale getirir. Azimli, mükemmeliyetçi, duyarlı kişiler anoreksiya olabilmektedir. Bu durum genetik etkilerden olabilir. Çevresel faktörler arasında ince olmanın toplumda moda olması gösterilebilir. Ergenlik döneminde gençleri bu durum oldukça etkilemektedir. Gençler ince ve manken gibi olmayı avantaj olarak görebilmektedir. İnce olma konusunu takıntı haline getirirler. Anoreksiya hastalığı için risk faktörleri özellikle ergenlik döneminde olmak, genetik faktörler, kadın olmak, hızlı kilo alıp vermek, aile öyküsü ve popüler kültürün etkisinde kalmak gösterilebilir. Hastalığın belirtileri arasında aşırı zayıflık, zayıflığına rağmen kilolu olduğunu düşünme, sürekli kilo verme isteği, çok fazla egzersiz yapılması, sürekli diyet, sinirlilik, agresiflik, depresyon, yedikten sonra gizlice kusma, dikkat çekme ihtiyacı, kontrollü olma ihtiyacı, uyku düzensizliği, başkalarını memnun etme ihtiyacı duyma, yemekleri sürekli parçalara ayırarak yeme, sürekli tartılma, dikkat bozukluğu gösterilir. Ayrıca anoreksiyanın sebep olduğu bazı hastalıklar da vardır. Bunlardan bazıları; kalp krizi riski, böbrek yetmezliği, uykusuzluk, kemik erimesi, kısırlık, nefes darlığı, kabızlık, cilt hastalıkları, mide yanması, bazı mide hastalıkları.

Anoreksiyanın Tedavisi

Anoreksiya tedavisi uzun sürer ve zor bir durumdur çünkü kişiler kendi başına tedaviye yönelmezler. Farklı branştan hekimin yönlendirmesi sonucu psikiyatriste gitmektedirler. Tedavi için kişilere hekim ile arasında özellikle güven ilişkisinin sağlanması gerekir. Sonrasında kalıcı iş birliği gerekir. Doktor hasta ve ailesi ile yakın temas kurmalıdır. Aile dinamikleri ayrıntılar öğrenilmelidir. Ailenin desteği önemlidir. Anoreksiyalı kişilerde genellikle depresyon görülüyor. Depresyon tedavisi ve beden algısı için doktor tarafından ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Psikoterapi süreci boyunca kilo alma ve beslenmeye yönelik çalışmalar yapılır. Antidepresanlardan yararlanılmaktadır. Kaygıların, korkuların, duygusal çatışmaların ele alınması gerekir. Tedavisi için psikiyatri uzmanına danışmak gerekir ve kadın doğum, dahiliye gibi diğer dallar ile iş birliği gerekir. Birden çok tedavi yaklaşımları hastalar için oldukça uygun olacaktır. Asıl tedavi ilaç kullanımı değildir. Psikoterapi de gerekir. İlaçlar yardımcıdır. Aşırı kilo kaybı, ek tıbbi sorunlar, durdurulamayan kusmalar, ayaktan tedaviden sonuç alınamaması , psikiyatrik hastalıkların varlığı gibi durumlarda hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır. Yemek yeme bozuklukları arasında en sık görülen anoreksiya nervoza hastalığının tedavi edilmesi için sorunların çözülmesi gerekir.