Anoreksiya Nervoza ve Bulimia Nervoza Farkı

Nervoza-ve-Bulimia-farklar
Nervoza-ve-Bulimia-farklar
Nervoza-ve-Bulimia-farklar
Nervoza-ve-Bulimia-farklar

Çağımızda dış görünüşe büyük önem verilmektedir. Hemen herkes fiziksel görünümünün bir model, bir manken gibi olmasını ister ve bunun için birçok yola başvurur. Zayıflamak ve zayıf kalmak için yöntemler araştırılır. Servetler harcanır. Fakat zayıf olmak, her zaman sağlıklı olmak değildir. Pek çok kişide zayıflama isteği ve çabaları çeşitli hastalıklara dönüşebilir. İşte anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza bu tarz hastalıklardır. Peki anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza nedir? Temelde yeme bozukluğu kaynaklı olan bu hastalıklar kişilerde zamanla ruhsal bozukluklardan bedensel bozukluklara dönüşür. Kişileri sağlığından eder. Anoreksiya, besin tüketiminin en aza indirilmesi ve tamamen azaltılması olarak tarif edilir. Bulimia ise aşırı yeme ve sonrasında yiyeceği vücuttan çıkarma hastalığı olarak açıklanır. anoreksiya ve bulimia hastalıklarında hastaların ortak problemi yemeye dair ruhsal problemlerdir. Anoreksiya hastaları yemeye karşı ön yargılıdırlar. Kilo alma korkuları vardır. Genelde fazla yemezler. Sadece yaşamlarını devam ettirebilecekleri oranda yerler. Dolayısıyla da zamanla aşırı kilo kaybı yaşarlar. Bedenleriyle barışık değil; hatta problemlidirler. Görünüşlerinden memnuniyet duymazlar. Kilolu olduklarını düşünürler. Kendilerini şişman görürler. Hastalıklarını da kabul etmezler. Farkında değillerdir. Dolayısıyla da doktora başvurmayı, tedavi olmayı reddederler, kendilerini hasta olarak değerlendirmezler. Bu hastalığa sahip kişilerde kilo kaybı çok fazladır. Çoğu zaman olması gerekenin %15’i daha zayıftırlar. Rahatsızlık zamanla kemik erimeleri, deri dökülmeleri, deri rahatsızlıkları gibi belirtiler verir.

Anoreksiya Bulimia Yeme Bozuklukları Belirtileri

anoreksiya ve bulimia arasındaki farklar birden fazladır. Bulimia, Anoreksiyanın aksine aşırı yeme ve doymama halidir. Bu hastalığa sahip olan kişiler kısa sürede çok fazla yiyecek tüketirler. Fakat yedikten hemen sonra psikolojik olarak rahatsızlık duyup yediklerine pişman olurlar. Adeta kendilerinden utanırlar. Bu kişiler çoğu zaman hastalıklarını kabul ederler. Fazla yediklerinin farkındadırlar. Fakat kilo kaybetme korkusu yaşarlar ve tedavi olmayı reddederler. Doktora gitmek istemeyebilirler. Kiloları çoğu zaman normaldir. Dolayısıyla bulimia hastalarının çevrelerindeki kişiler tarafından fark edilmeleri güçtür. Anoreksiyaya göre bedensel belirtileri daha azdır. Bulimia nervozada hastalar yediklerini çıkarmak için kusmaya çalışırlar veya idrar sökücü, gevşetici gibi ilaçlar alırlar. Kimi zaman uzun zaman aç kalarak kendilerini cezalandırmaya çalışırlar. Bulimia nervoza hastalarında sık kusmaya bağlı olarak sindirim sistemi rahatsızlıkları oluşur. Parmaklarda mide asidinin yarattığı aşınmalar, deri sertleşmeleri görülür. Mide asidine bağlı olarak dişlerde çürüme, renk değişimleri meydana gelir. Mide enfeksiyonları oluşabilir. anoreksiya bulimia yeme bozuklukları daha çok ergenliğe geçiş dönemlerinde kendini gösterir. İlerleyen yaşlarda da devam eder.

Bulimia ve Anoreksiya Tedavisi

Bulimia ve anoreksiya süreci hastanın tedavilere karşılık verme durumuna göre değişiklik gösterir. Yapılan araştırmalar, bu hastalıkların kadınlarda daha yaygın olduğunu, erkeklerde ise çok daha nadir olduğunu göstermektedir. Her iki hastalığın teşhis ve tedavisinde ailelere önemli görevler düşmektedir. Çünkü daha çok ergenlerde görülmeye başlayan bu hastalıkların gözlemlemesini yapacak olan ailelerdir. Aileler eğer çocukları dengesiz kilo alıp veriyorsa, sürekli fazla kilolarından şikayetçi olup diyet uygulamaya çalışıyorsa, çok uzun süre aç kalıp krizler geçiriyorsa, kilosunu sürekli takıntı haline getiriyorsa, gereğinden fazla fiziksel aktiviteler yapıyorsa, regl olması geciktiyse bir yeme bozukluğu hastalığı olup olmadığından şüphelenmeli ve doktora müracaat etmelidir. Bulimia ve anoreksiya tedavisi olan hastalıklardır. Fakat bu hastalıklarda, özellikle de anoreksiya rahatsızlığında hastaların %10’unun hayatını kaybettiği unutulmamalıdır. Bu bakımdan psikolojik hastalıklar arasında en ölümcül oldukları rahatlıkla söylenebilir. Tedavi süreci bir psikiyatri uzmanı gözetiminde olur. Tedavi sürecinde hastanın durumuna göre dahiliye, kadın doğum, fizik tedavi gibi dallarla iş birliği yürütülür. Tedavide bireysel psikoterapi, grup ve aile terapisi, ilaç tedavisi gibi yöntemlere başvurulur. Öncelikle hastanın yeme alışkanlıklarına dair olumsuz fikirleri düzeltilmeye, bedeni hakkındaki olumsuz kanılar ortadan kaldırılmaya çalışılır. Özgüveninin oluşması sağlanır. Grup ve aile terapisi ile etrafındakilerin onu her haliyle kabulleneceği, önemli olanın sağlığı olduğu anlatılır. Kimi zaman kilo kaybı aşırı dereceye ulaşmış olur ve hastanın hayatını kurtarmak için hastaya tüple beslenme desteği yapılır. Kişi, hasta olduğunu kabullenir ve tedavi olmaya ikna olarak tedavi sürecine sağlıklı şekilde devam ettirirse hastalık atlatılabilir. Fakat her iki hastalık da tekrarlayan türdendir.

Bir cevap yazın

*